#Evdebaslar

Blog Image

#Evdebaslar

Son günlerde yaşanan okul saldırıları gerçekten içimizi sızlatıyor. Bir çocuğun ya da gencin bu noktaya gelmesi, sadece “bir anlık öfke” ile açıklanabilecek bir durum değil. Bu, çoğu zaman uzun süredir biriken, fark edilmeyen ve ihmal edilen birçok duygunun sonucudur.


Bu olaylara baktığımızda tek bir neden bulamayız ama bazı ortak noktalar dikkat çeker. Çocukların kontrolsüz şekilde uzun saatler dijital dünyada kalması, özellikle şiddet içerikli oyun ve içeriklere maruz kalması, bazı çocuklarda gerçeklik algısını zayıflatabiliyor. İnternet ve oyun bağımlılığı sadece bir alışkanlık değildir; aynı zamanda çocuğun duygularını yönetme, sıkıntıyla baş etme ve gerçek ilişkiler kurma becerilerini de etkiler.


Ama asıl kritik nokta çoğu zaman şudur: çocuk ile kurulamayan duygusal bağ. Kendini görülmemiş, anlaşılmamış ve değersiz hisseden bir çocuk, öfkesini içinde biriktirir. Bu birikim bazen kaygı ve içe kapanma olarak, bazen de öfke ve saldırganlık olarak dışarı çıkar. Ev, çocuğun en güvenli alanı olması gerekirken, eğer duyguların konuşulamadığı bir yere dönüşürse çocuk kendini başka yollarla ifade etmeye çalışır.


Akran zorbalığı, dışlanma ve yalnızlık da bu süreci derinleştirir. Kimse beni anlamıyor düşüncesi, çocuk için çok güçlü bir kopuştur. Bu kopuş zamanla dünyaya karşı öfkeye dönüşebilir.


Bir diğer önemli konu da sınırlar ve değerlerdir. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren duygu düzenleme, empati ve sorumluluk becerileri kazandırılmadığında; dürtülerini kontrol etmekte zorlanan bireyler ortaya çıkabilir.


Peki biz ne yapabiliriz?

1)Her gün kısa da olsa çocuğunuzla gerçek bir temas kurun. Sadece “ne yaptın?” değil, “nasıl hissettin?” diye sorun.

2) Dijitali tamamen yasaklamak yerine sınır koyun ve birlikte anlamlandırın.

3) Yargılamadan dinleyin. Çocuklar en çok anlaşılmadıklarında susarlar.

4) Davranışın arkasındaki duyguyu görmeye çalışın. Öfkenin altında çoğu zaman incinmişlik vardır.

5) Okul ve arkadaş çevresini takip edin. Dışlanma ve zorbalık sinyallerini küçümsemeyin.


Unutmayalım, hiçbir çocuk bir anda şiddet uygulayan birine dönüşmez. Bu, zaman içinde biriken ve görülmeyen duyguların sonucudur. Çocuğu korumak sadece onu dış tehlikelerden uzak tutmak değildir. Asıl koruma, onun iç dünyasına temas edebilmektir. Çünkü gerçekten anlaşılmış bir çocuk, kendini anlatmak için şiddete ihtiyaç duymaz.

Psikolog Nursevil Tıraşçı